|
SAMANDAĞ
Antakya’ya 25 km. uzaklıkta Akdeniz kıyısındadır.
İlçe merkezinde tarihi yapı yoktur. Deniz kenarında bulunan Hızır (A.Ş)
Ziyareti yörede Samandağ’ın sembolü haline gelmiştir.
Samandağ, M.Ö. 310'da Selefkiler'in kurucu kralı Seleucos I. Nikador'un Pieria Seleucia adıyla kurduğu bir liman kentidir.
Seleucos, 312'de rakibi Antigonos'u yenip Seleucides Devleti'ni kurmuş, daha
sonraları Antiocheia bu devletin başkenti olunca, Pierria-Seleucia'da bölgenin en önemli limanı durumuna gelmiştir.
Süveydiye (Samandağ), 1. Dünya Savaşı'ndan sonra da Fransızlarca işgal edilmiştir. 1938-39 yılları arasında, bağımsız Hatay Devleti'ne bağlandıktan sonra 1939'da Türkiye Cumhuriyeti yönetimine
girmiştir. Daha önce Antakya'ya bağlı bir bucak olan Samandağ, 1948'de ilçe olmuştur. Aynı tarihte Süveydiye adı, ilçe merkezi yakınındaki dağdan esinlenerek Samandağ olarak değiştirilmiştir.İlçenin tarihi
yapıları:
St.
Simone Manastırı:
Milattan sonra 6. Yüzyılda yapılmış olan bu Manastır Antakyalı
St.Simone ’un bir sütun üzerinde 40 yıl yaşadığı yer olarak ün yapmıştır.
Antakya-Samandağ yolu ile Asi Irmağı arasında bir dağ üzerinde bulunan St.Simone Manastırı kalıntılarına , Değirmenbaşı Beldesi’nden ayrılan
yoldan gidilir. Yol manastır kalıntılarına kadar ulaşır. Manastır kalıntıları
Aknehir Beldesi sınırları içinde 479 m. Yüksekliğindeki bir tepe üzerindedir.
St.Simone Stilist Manastırı ve
eklentileri kısmen kayalar üzerine oyulmuş ve kesme taşlardan yapılmış
bir yapı olup,132x160m.ebatlarında dikdörtgen biçiminde bir alan üzerine
yerleşmiştir. Birbirine paralel iki duvarla çevrilmiş ve üç yönden girişi
olan ( halen iki girişi mevcuttur) Doğu-batı ekseni bir haç şeklindedir. Bu alan üzerinde Stilist ’in sütununun
bulunduğu merkezi sekizgen avlu çevresinde düzenlenmiş çeşitli manastır
yapıları ile ve üç kilisenin kalıntıları bulunmaktadır. Halen 4 m’lik
kaide bölümü mevcut olan sütunun gerçek yüksekliğinin 9.50 m ya da 12.50
m olabileceği tahmin edilmektedir. St.Simone Stilist e ömrünün 45 yılını
bu sütunun tepesinde yaptırdığı örtülü ve korunaklı bölümde geçirmiş
ve bu süre Guinnes Rekorlar Kitabı’nda
yer almıştır.
St. Simeon buraya M.S. 541’de gelir ve 592 yılında ölür.
Manastıra,birbiriyle kesişen doğu-batı
ve kuzey-güney eksenleri üzerine oturtulan yapılarla bir haç şekli verilmiştir.
Bu alan üzerinde üç kiliseden başka vafziteryum,misafirhane,mutfak,kiler
odaları ve sarnıçlarda bulunmaktadır.Manastıra en yakın su kaynağı 2,5
km uzaklıkta bulunduğundan su ihtiyacı yağmur suları ile,yani sarnıçlarla
karşılanmıştır. Burada hacimleri 50 m3’ten 582m3’e ulaşır ki bu,
manastırda yaşayanlarla buraya gelen ziyaretçilerin çokluğu hakkında bir
fikir verir.
|