Hatay Türkiye’nin en eski yerleşim yerlerinden biridir. 1954-1966 yılları arasında Altınözü,Şenköy,Antakya ve Çevlik’te yapılan araştırmalarda elde edilen ve M.Ö. 100 000-40000 yılları arasına
tarihle nen bulgularOrta Paleotrik Dönem özellikleri taşımaktadır. Yine Yayladağı-Kışlak civarında ve Çevlik-Kanal Mağarası’nda,M.Ö..40000-11000 yılları arasında tarihlenen Üst Paleotrik Döneme ait araçlar ve insan kalıntıları
ile yine Çevlik’te yapılan 1970-1973 kazılarında Homo Sapiens Çevlikensis’ten kalma kemikler bulunmuştur. Bu mağaralarda insan yaşayışının milattan sonraki yıllara kadar sürdüğü tahmin edilmektedir.Bölgede Cüdeyde,Hamam Vadisi,Çatal höyük,Atçana,Ta inat gibi höyüklerde değişik zamanlarda yapılan kazı ve araştırmalarda elde edilen buluntular Hatay yöresinin
Neolitik,Kalkolitik dönemlerde ve Tunç Çağı’nda yaygın ve hareketli bir yerleşim yeri olduğunu gösterir.
Amik Ovası yerleşimlerinde görülen saray mimarisi kalıntıları, Tunç Çağı’nın siyasi yapı ve yaşayışı ile ilgili bazı bilgiler yanında,bu yerleşimlerin beylikler biçiminde örgütlendiğini
de ortaya koymuştur.
İlk Tunç Çağı’ndan itibaren Amik Ovası’nda beylikler Akatların, M.Ö. 1800-1600 yılları arasında merkezi Halpa (Halep) olan Yamhad Krallığı’na bağlı ve başkenti Alallah
(Atçana) olan bir beyliğin toprakları
içinde yer almıştır. Bir ara Yamhad Krallığı’nınmerkezi Atçana’ya taşınmış ve Kral Hammurabi burada M.Ö. 1780-1750 dönemine tarihle nen ve kalıntıları bugün de görülebilen surlarla çevrili bir saray yaptırmıştır. Yöre M.Ö. 17. Yüzyıl sonlarında
Hititlerin, M.Ö. 1490’larda Mısır’ın eğemezliği altına girdi.M.Ö. 1200’lü yıllarda Amik yöresinde merkezi Kanula (Reyhanlı yakınında Çatalhöyük) olan “Hattena Krallığı”kuruldu. M.Ö. 9. Yüzyılda Hattena ülkesi bütünüyle Asur denetimi altına, sonraki dönemlerde yöredeki
Hitit prenslikleri bu defa Van yöresinde yaşayan Urartuların, daha sonra Asurluların eğ emenliği altına girdiler. Bir süre sonra Hitit prenslikleri eridi,birer birer ortadan kalktı.
Reşideddin Oğuznamesi’ne göre M.Ö.7. yüzyıl ortalarında Ortadoğu bölgesine gelen Türk destan kahramanı Oğuz Han Türklerin “Batak şehir” adını verdikleri Antakya şehrini bir yıllık kuşatmadan sonra
zaptetti, burada 18 yıl kaldıktan sonra 626 yılında ayrıldı.M.Ö. 6. Yüzyıl ortalarında Antakya ve çevresi Pers İmparatorluğu’nun Kilikya Satraplığı (Valilik) sınırları içinde bulunuyor, Perslere vergi ödüyordu. M.Ö. 333 yılı sonlarında Gülek Boğazın’dan Çukurova’ya
inen Büyük İskender’in ordusu bu sırada bölgede bulunan Pers İmparatoru
III. Dareios’un ordusu ile İskenderun Körfezi’nin doğu ucunda, Pinaros çayı
(Deliçay) kıyısında bulunan İssos’ta savaşa tutuştular. Sonuçta
Pers Ordusu yenilgiye uğradı. Savaştan sonra güneydeki liman şehri Myriandros’a geçen ve bu şehrin adını zafer anısına “Alexandreia” olarak değiştiren İskender, Amanos Dağları’nı aşarak Amik Ovası’ndan geçip
yoluna devam etti.