|
Şu anda İstanbul da yaşamını sürdürdüğü
halde Antakya aşkı hiç tükenmeyen ve bu çok değerli
kaynakları siz ziyaretçilerimize sunan Sayın Baki
BİLGİLİ 'ye sonsuz Teşekkürlerle... |
|
|
BATIK
KITA MU’ NUN SAKİNLERİ ANTAKYA’NIN
İLK
ZİYARETÇİLERİ MİYDİLER ?
Tarih, geçmişin olaylarını eldeki kaynak sayılan malzeme ve dokümanları
kronolojik sırayla tutarlılıkla irdeleyerek inceleyen,
neticelerini, neden ve niçin leri ile ortaya koymaya, açıklamaya çalışan
bilim dalıdır. Tarihçi, topladığı bilgi ve belgeleri eksik dahi
olsalar bir puzzle ın parçaları gibi akıl yürütme yolu ile birleştiren,
yeniden kurgulayan kişidir. Bütün bu çalışmaları yaparken,
arkeoloji, bibliyoğrafya, kronoloji, paleografi, mühürbilim, yazıtbilim,
soybilim, antropoloji, sosyoloji ve ekonomiden faydalanır.
19. yüzyılda gerçekleşen bilimsel, belgesel tarihçilik devrimine
rağmen, bir tarihçi ne kadar titiz olursa olsun içinde yaşadığı
toplumun parçasıdır. Bu da geçmişi algılayışını belirleyen
belki de en önemli faktördür. Bilgi ve belgeleri seçmesinde,
konuyu tanımlamasında, vardığı neticede hep parçası olduğu
toplumun izlerini ÖZ BENİN de taşır, taşıyabilir. Belki de bu,
tarihi TEK YORUM, TEK SENTEZ dayatmacılığından koruyan ve tarihçileri
doğruyu bulmaya yönelten bilimsel evrensel bir emniyet sübabıdır.
Hangi konumda olursa olsun İNSANIN / İNSANLARIN doğup büyüdüğü,
geçmişten geleceğe bağlandıkları topraklarının, belki de şuuraltındaki
meşru müdafaalarıdır. Bu bakımdan tarihçi bütün teknolojik
gelişmelere rağmen SÜBJEKTİFTİR. Bu yazının sahibi tarihçi,
antropolog, arkeolog değildir. BİR İNSAN olarak önce kendi ÖZ BENİni
geliştirmek arzusu ile okumaya, öğrenmeye önem vermektedir.
Burada anlatılanların hayal mahsulü olduğunu düşünenler
olabilir. Yazının sonuna konacak kaynakçalara bakıldığında,
OKUYUCU merak eder
kaynaklara başvurur, olayları kendince irdelerse hayal ile gerçeğin
ne kadar ince bir çizgide
seyrettiğini hissedecektir. Daha da önemlisi
ATATÜRK’Ü, ONUN BİTTİ DENİLEN BİR İMPARATORLUKtan
NASIL BİR HALK, BİR MİLLET YARATTIĞINI
yalnız ASKERİ DEHASI ile değil, aslında bir an denebilecek
zaman aralıklarında GELECEK için, BİZLER için araştırıp
sentezlediği belgelerde, ANITKABİR’de bulabilecektir. Tabiidir ki
nihai yorum ve sentez her bir
okuyucunun BENİNde
kendince özümsenecek, şekillenecektir.
 |
Dünyaya gözümüzü açtığımız andan kısa bir süre
sonra algılamaya
başladığımız ilk seslerle birlikte,
hani kendimizi en güvende hissettiğimizde uyumaya çalışırken
anlatılan geçmiş zaman hikayeleri var ya... Bir
zamanlar Pasifik Okyanusunda, Amerika ile Asya arasında,
merkezi ekvatorun biraz güneyinde MU ülkesi denen bir
kıtanın varlığından bahseder kitaplar. Ama bu bir
geçmiş zaman hikayesi değildir. Bu, İNSAN denilen üstün
varlığın yeryüzünde gelişerek devam edecek sonu
bilinmez hikayesinin başladığı yerdir! |
|
|
AntakyaRehbeR.com Ana Sayfası İçin Lütfen Tıklayınız...
|