|
3.
Osmanlılar Dönemi (1516-1918)
|
3.
Osmanlılar Dönemi (1516-1918)
|

|
|

|
Birinci Dünya Savaşı sonuna kadar, dört
asır Osmanlı hakimiyetinde kalan Antakya, bu süre içinde Haleb
vilayetinin, Haleb Merkez Sancağına bağlı bir kaza merkezi olarak yönetildi.
XIX. yüzyılın ikinci yarısı ile XX, yüzyıla ait umumi salnamelerle
Haleb Vilayeti salnamelerdeki kayıtlara göre, imparatorluğun çöküşüne
kadar, herhangi bir değişiklik olmadan bu statüyü muhafaza ettiği
anlaşılmaktadır. İstanbul'a uzak oluşu yanında Mısır'ın fethinden
sonra bölgedeki askeri önemini yitirmiş olmasına ilaveten Ortadoğu'daki
büyük geçiş yolları dışında kalmış olması gibi zaman içinde
değişen koşullar nedeniyle Osmanlı Devleti için önemsiz ve bu
sebeple ihmal edilmiş küçük bir kasaba olarak asırlarca kendi
halinde yaşamıştır. |
|
Müslüman
mezarlığından şehrin görünüşü Tam
ekran için Tıklayınız... |
|
|
Seleucus krallarına başkentlik yapmış,
Roma çağındaki ihtişamı dillere destan olmuş, imparatorluğun üç büyük
metropolünden biri olarak imparatorların gözdesi olan ve bir zamanlar
'Doğunun Kraliçesi' lakabıyla anılmış olan Antakya'ya, Kanuni Sultan
Süleyman, İran'a yapmış olduğu birinci sefer (Sefer-i Irakeyn) dönüşünde
uğramıştır. 24 Kasım 1536'da vardığı Haleb'de sekiz gün
kalarak kentteki cami, kale ve türbe gibi yerleri ziyaret eden Kanuni,
Aralık ayının beşinci günü Antakya'ya gelmiş ve burada bir
gece kaldıktan sonra ertesi gün İstanbul'a dönüş yolunda, İskenderun
üzerinden Adana istikametinde yoluna devam etmiştir. |

|
|
XX. Yüzyıla
ait bir kartpostal Tam
ekran için tıklayınız... |
|
|

|
|
Mısır'ın Osmanlı hakimiyetine girmesinden sonra
bu ülkeye giden her kafile muhakkak surette Antakya'da
konaklar, ondan sonra yoluna devam ederdi. Ayrıca Hac
yolunda olması nedeniyle hacılar için de bir uğrak
yeri idi. Sadrazam Moralı Hasan Paşa H. 1115/M1703- 1704
yılında hacılar için Antakya'da bir cami, bir imaret,
bir mektep ve bir de hamam vakfetmiştir. |
|
Türkiye Diyanet Vakfı yayını olan İslam
Ansiklopedisi'nin Antakya maddesinde kentin özellikle XVI. yüzyül olmak
üzere Osmanlı dönemindeki nüfusu, mahalleleri, umumi yapıları,
ekonomik hayatı ve esnafı hakkında ayrıntılı bilgiler bulunmaktadır. |
|
|
Asiden su çeken
dolaplar Naura
Tam ekran için tıklayınız |
|
|
XVI. yüzyılda Haleb vilayeti sayımları içinde Antakya: 1527'de 1006
hane (evli), 131 mücerret (bekar), 1537'de 1196 (evli), 265 mücerret
(bekar), 1552'de 1087 hane (evli), 395 mücerret (bekar, 1570'de 1074 hane
(evli), 287 mücerret (bekar(x), 1589'da 1064 hane (evli), 511 mücerret
(bekar) nüfusa sahipti. Bu nüfus yirmi iki ile yirmi dört mahallede
oturmakta idi. Bunlar arasında Debbüs (dörtayak), Haraccı Bekir ve
Hallabünnemle (Basaliye) mahalleleri Osmanlı fethinden sonra kurulanlardır.
sur içinde yer alan mahalleler içinde XVI. yüzyılda en kalabalık
olanları Habibünneccar (Keşkekoğlu), Cülahan, Dörtayak, Kanavat ve
1552'den sonra ismine rastlanmayan Haraccı Bekir mahalleleriydi. |
|
XVI. yüzyılda Antakya'da Meydan Hamamı,
Beyseri Hamamı ve Mehmed Paşa Vakfı olan bir diğer hamam ile içinde
101, dışında iki dükkanı olan bir berdesten, Dörtayak
mahallesinde alt katında yirmi sekiz, üst katında yirmi iki oda ve iki
dükkan bulunan bir han vardı. Cafer Ağa Vakfı olan han-ı Sebil, yolcu
ve devlet görevlilerinin kaldığı o devir içinde oldukça lüks bir
konaklama yeri idi. |
|
XVII. yüzyılın sonlarında Antakya'da vakıfları
yirmi sekize ulaşan cami ve mescidler arasında Habib Neccar Cami ve
zaviyesi ile Cami-i Kebir, en büyük yapılardı. Diğerleri mahalle
ismini taşıyan mescidlerdi. Ayrıca Kapıağası Cafer Ağa
Muallimhanesi, Farisiye Medresesi, Mağribiye Zaviyesi vardı. 1710 yılında
yapılan bir sayımda çeşitli mesleklere mensup 1161 esnaf ve buna
ilaveten 2332 erkek nüfus tespit edilmiştir. 1838'de Antakya'nın nüfusu
6.000 idi. |
|
XIX. yüzyılın ilk yarısında, Osmanlı
Devleti'ne başkaldıran Mısırlı Mehmed Ali Paşa'nın Suriye ve
Anadolu'daki yayılma hareketinin başarıya ulaşması üzerine,
1833-1839 yılları arasında Mehmed Ali Paşa kontrolünde kalan
Antakya'ya bu yayılma hareketini bastırmak amacıyla gönderilen ve
Osmanlı ordularına karşı başarılar kazanmış olan Mehmed Paşa'nın
oğlu İbrahim Paşa tarafından H.1248/M. 1832-1833 yılında bir kışla
ile Asi Nehri yakınında bir saray inşa ettirilmiştir. Kentte Roma,
Bizans ve Haçlılar dönemlerinden ayakta kalabilmiş son yapılar ile
surlardan adeta işlenmiş hazır taş malzemenin elde edildiği bir ocak
gibi istifade edilmiş, buralardan sökülen taşlar, kışlanın ve sarayın
yapımında kullanılmıştır. |

|
|
Antakya Askeri
Kışlası
Tam ekran için tıklayınız |
|
|
1835 yılında İbrahim Paşa'nın yaptırdığı
bir sayımda Antakya'da 6.000 Mısır askeri, 5.600 sivil ve büyük bölümü
Suriyeli Ortodokslardan oluşan bir nüfus yaşamakta idi. |
|
|