|
YENİ ADRESİMİZ HTTP://WWW.ANTAKYA.COM
2. Eski Çağlardan Osmanlılara kadar Antakya |
 |
2.ı.
Haçlılar Dönemi |

|
|
|
1071 Malazgirt zaferinden sonra büyük bir
hızla hakimiyet altına aldıkları Anadolu'yu, Türkler'den temizleyerek
Bizans'a geri vermek, mukaddes toprakları tekrar Hıristiyan alemine
kazandırmak, Hıristiyan hacıların ve seyyahların Kudüs'e gidişlerindeki
Selçuklu engelini kaldırmak ve Türklerin kontrolü altına girmiş olan
ticaret yollarınıda tekrar eski Hıristiyan hakimiyetini sağlamak gibi
çeşitli amaçlar güden ve Papa Urbanus II'nin 27 Kasım 1095 tarihinde
Clermont Konsil'inde yaptığı çağrı üzerine organize edilen Haçlı
Seferlerinin birincisinde, binlerce atlı ve piyadeden oluşan büyük bir
haçlı ordusu, 1096 yazı ile 1097 sohbaharı arasında Anadolu'yu geçti. |
|
Haçlılar, 1097 yılı Ekim ayında Antakya
Valisi Yağı Siyan'ın hakimiyet bölgesine girerek, 20 Ekim 1097'de Maraş
ve Haleb'ten gelen yolların birleştiği Asi Irmağı üzerinde iki
muhteşem kule ile korunan Demir Köprü'yü ge çtiler. Ertesi gün, Haçlı
liderlerinden Bohemond komutasındaki 4000 atlıdan oluşan öncü Haçlı
birliği, 21 Ekim 1097'de Antakya surları önüne gelerek, St. Paul Kapısı
karşısına yerleşti. Altın sarısı, yeşil, kırmızı ve diğer
renkteki kalkanların erguvan ve altın sarısı bayrakları altında, çelik
pulları parlayan zırhlar ve miğferler giymiş 300.000 silahlı olmak üzere,
toplam olarak yaklaşık 600.000 kişiden oluşan muazzam ordu, 22 Ekim
1097'de Antakya surları önünde çadırlarını kurdular. |
|

|
|
Haçlılar
zamanında Antakya Kuşatması |
|
|
 |
Ortalama 5 km. uzunlukta ve bir buçuk
kilometre genişlikteki bir düzlüğü baştan başa kaplayan büyüklüğü
içinde evleri, çarşıları, Silpius Dağı eteklerindeki zengin
villaları ve sarayları ile Seleucoslar zamanında yapılıp Bizans döneminde
onarılarak tahkim edilen ve tepelerin zirvelerini takip ederek Asi'ye
kadar inen, 360 kule ile desteklenmiş 12 km. uzunluğunda bir zincir gibi
kenti çepeçevre saran muazzam surları ile zaptedilmesi imkansız gibi görünen
Doğunun Kraliçesi Antakya, Haçlıların hayranlık ve saygı
duydukları bir şehir olarak önlerinde durmakta idi. Kentin bu muhteşem
görünümü, Haçlıların dini duygularını bir kez daha coşturdu. Hz.
İsa'ya inananlara ilk kez Hıristiyan adının verildiği bu kent, Hıristiyanlığa
hizmet etmiş çok sayıda şehit, aziz ve alemi bağrına basmış
ve bu inanç uğruna çok sayıda mucizeye sahne olmuştu. |
|
Haçlıların
Antakya kuşatması Tam ekran
için Tıklayınız... |
|
|
Kentin ana giriş kapıları, Halep yönünde
St. Paul Kapısı, Daphne (Harbiye) ve Lazkiye yönünde St. George Kapısı,
İskenderun ve St. Simeon (Samandağ veya Süveydiye) yönünde Asi üzerindeki
tahkim edilmiş bir köprüden sonra geçilen Köprü Kapısı idi. Köprü
Kapısının kuzeydoğusunda yer alan Dük Kapısı ile bunun doğusundaki
Köpek Kapısı, kente açılan diğer kapılardı. Haçlılar, St.
Paul Kapısı ile Dük ve Köpek kapılarının karşısına yenleşip,
kenti önceleri sadece kuzey ve kuzeydoğu yönünden kuşatacak şekilde
dağıldılar. |
|
|
Bu dağılımda Tarento Kontu Bohemond
St.
Paul Kapısı'nın karşısındaki alana yerleşirken, Normandie dükü
Robert ile Flandre kontu Robert onun sağında yer aldılar. Toulouse
kontu Raymond ile Le Puy Piskoposu Adhmar de Monteil ve Lorraine dükü
Godfroi de Bouillon, Köpek Kapısı ile Dük Kapısı karşısından,
Asi'nin batıya dönerek surlara yaklaştığı alanda birliklerini konuşlandırlar.
Haçlı ordusunun geri kalan bölümü, Bohemond'un arkasında ihtiyat
kuvvet olarak beklemekteydi. |
|
|
Şimdilik, Köprü Kapısı ile
St. George
Kapısı'nı serbest bırakan Haçlılar, kendilerine takviye gelecek şekilde
olan İskenderun ve St. Simeon limanına bağlantı sağlayan ve Türklerin,
Asi'nin karşı tarafı ile ilişkisini kontrol altında tutacak bir Sal Köprü
inşa ettiler ve Türklerin hurüc hareketleri ile zaman zaman sur dışına
çıkarak Haçlı kampına verebilecekleri zararı azaltacak tedbirleri
almaya başladılar. |
|
Bu ciddi tehdit karşısında, elindeki
20.000 piyade ve 7.000 atlı ile Antakya'yı savunma durumunda olan kentin
valisi Yağı-Siyan bir yandan surları tamir ve tahkim ettirip nüfuzlu Hıristiyanları
kent dışına çıkarırken, diğer yandan, başta metbuu Büyük Selçuklu
Devleti Sultanı Berkyaruk olmak üzere Haleb Meliki Rıdvan, Şam Meliki
Dukak, Diyarbekin Artuklularından Sökmen, Sumeysat Emiri İlgazioğlu Süleyman
ile civarlardaki diğer melik, emir ve Türkmen beylerine Antakya'ya yardıma
gelmeleri için çağrıda bulundu. |
|
Aralık 1097 ortalarında, Şam Meliki
Dukak,
Atabeğ Tuğtekin ve Yağı-Siyan'ın oğlu Şems üd-devle'nin
katılımıyla oluşan bir ordu, Antakya'ya yardıma gelirken Haçlılar
tarfından bozguna uğratıldı ve Hama'ya geri çekilmeye mecbur kaldı.
Şubat 1098'de Diyarbekir Artuklularından Sökmen ve Hama emiri komutasındaki
ikinci bir kurtarma ordusu da Haçlılar tarafından geri püskürtüldü. |
|
Yağı-Siyan'ın yardım çağrısına en güçlü
cevabı Musul Emiri Kerboğa vermiş ve daha sonraları (Mayıs 1098 başında)
büyük bir kuvvet ile Antakya'ya doğru hareket etmiş ve kenti, Haçlıların
eline geçmesinden sonra kuşatmıştır. |
|
Antakya kuşatması sırasında, gerek
birliklerin yorgun olması ve gerekse son derece iyi tahkim edilmiş
surlara saldırmak için yeterli malzeme ve techizata sahip olmamaları
nedeniyle ağır kayıplar verebilecekleri ihtimali karşısında kente hücum
etmekte tereddüt eden Haçlılar'ın bu kararsızlığını değerlendiren
Yağı-Siyan'ın zaman zaman yaptığı hurüc hareketlerinde verdikleri
zayiat yanında hızlı tükettikleri erzakın bitmesi ile başlayan açlıkla
mücadele ederek geçirdikleri zor günlerde ağır kayıplar verdiler.
Bu olaylar sonucu Haçlı mevcudunun yedide biri açlıktan öldü.
|
|
Kuşatmanın ilk günlerinde kendileri ve
hayvanları için aylarca yetecek kadar yiyecek stokları bulunan Haçlılar,
akılsızca tükettikleri bu erzakın kısa süre içinde bitmesi ile büyük
bir kıtlık içine düştüler. Kuşatmanın üçüncü ayından
sonra açlığın pençesinde kıvranmaya başlayan Haçlılar, bitki kökleri,
çeşitli otlar, sürüngenler, at, eşek, deve, köpek ve fareleri
yiyerek açlıklarını bastırmaya çalışırken, giderek artan kıtlık
karşısında ölü Müslüman askerlerin gömülü naaşlarını
çıkarıp yemişlerdir. |
|
Açlık ve yoksulluk bütün acımasızlığı
ile Haçlı kampını kasıp kavururken, Haçlılar arasında bulunan ve
her gün kente giderek Haçlıların planları, sıkıntıları ve ümitsizlikleri
hakkında bilgiler veren Suriyelilere göz dağı vermek amacıyla,
Haçlıların yaptıkları akıl almaz vahşetin hangi noktaya vardığı,
Guillaume de Tyr'den naklen öğrenilen bilgilere göre özet olarak şöyledir:
"Bir akşam üzeri Bohemond'un emri ile hapisten çıkarılan esir Türklerden
birkaçı kazığa geçirilerek, hemen orada yakılan büyük bir
ateşte akşam yemeği için hazırlanan bir et gibi kızartılmış
ve Haçlı liderlerinin ortak kararı gereğince bundan sonra kampta
yakalanacak Türklere ve casuslara bu şekilde davranılarak, Haçlı
liderlerine ve askerlere yenecek et olarak kullanılacağı, aynı
akibete uğramak istemeyenlerin kamptan uzak durmaları ihtarı yapılmıştır.
Bu tüyler ürpertici olaya şahit olanların anlattıkları kısa sürede
doğunun bütün kentlerine yayılmış ve oralardaki halkı dehşet
içinde bırakmıştır. |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|