|
2. Eski Çağlardan Osmanlılara kadar Antakya |
2.e.
İkbal Çağlarının Sonları Ve Pers İstilası
|

|
|
Bu dönemde
imparatorluğun doğu illerini tehdit ile başlayan Pers tehlikesi, İmparator
Valerian'ın (253-260) esir düştüğü 260 yılındaki savaştan sonra
ciddi boyutlara ulaşmış ve nihayet 256 yılında kent ilk defa Şapur
I (Sapor I) tarafından işgal edilmiştir. 260 yılı Haziran ayı
sonlarında kenti ikinci kere ele geçiren Persler, Antakya'yı yağma
ederek yakıp yıktılar ve bir harabe haline getirdiler. Suriyeli
esirleri İran'a götüren Şapur, orada kendi adına yaptırdığı Cünd-i
Şapur kentine yerleştirdi. Suriyeliler'in İran'a götürülmelerinde,
Romalı sanatkarlar ve Suriyeli yapı ustalarından, İran'da
istifade edilmesi amacı da yer almakta idi.
|

|
Perslere karşı
kazanılan bir kaç başarı üzerine bağımsızlığını ilan eden
Palmura Kraliçesi Zenobia, 268 yılında Antakya'yı işgal etti. Ancak
bir kaç yıl sonra İmparator Aurelianus ile girişilen ve Zenobia'nın
esir düşmesi ile sonuçlanan mücadeleyi takiben Antakya eski günlerine
döndürülmesi ve bu olaylarda uğramış olduğu tahribatın
giderilmesi amacıyla İmparator Probus (276-282) döneminde özel ilgi
altına alındı.Antakya'yı bir kaç kere ziyaret etmiş olan İmparator
Diocletian (284-305) döneminde, ada üzerindeki hipodroma bitişik
(İstanbul ve Selanik'te olduğu gibi) muhteşem bir saray inşa edildi. |
|
Konrad Celtes in
vasiyeti gereği 1508 yılında dostu Konrad Peutinger e intikal etmiş
olan Peutinger levhaları onbir levhadan oluşan bir haritadır çok ünlü
üç şehir : Roma Antakya ve İstanbul birer figürle sembolize edilmiştir
Tam
ekran için Tıklayınız... |
|
|
Başkent Roma'dan bu kadar
uzaktaki bir kentte imparator için bir saray inşa edilmesi,
imparatorluğun doğu sınırlarının korunmasında Antakya'ya ne kadar
önem verdiğini göstermesi bakımından ilginçtir. Bu dönemde ayrıca
kentte beş yeni hamam ile bir savaş araçları fabrikası ve zahire
ambarları inşa edildi. |
|
İmparator Büyük
Konstantin'in (Constantinus Magnus, 306-337) Antakya'da inşa ettirdiği
en önemli yapı, 327 yılında başlayıp 341'de tamamlanmış olan
sekizgen planlı, iki katlı büyük kilisedir (Domus Aurea). Üst katı
kadınlara ait olan, zemini taş döşeli kilisenin, ahşap olan
kubbesinin iç yüzü altın yaldızla tezyin edilmiş, içi
heykellerle süslenmiş, sütunları parlak mermerlerden yapılmıştı.
Altın Kilise adıyla anılan bu mabed muhtemelen ada üzerinde,
imparator sarayına yakın bir yerde inşa edilmişti. İmparator yeni
başkenti Constantinople'a konmak üzere, Antakya'dan bazı hayvan
heykelleri götürmüştür. Büyük Konstantin dönemi
imparatorluktaki eyaletler asarı ticaret yanında Hint ve Uzak Doğu
ile ticaretin geliştiği, bu nedenle Antakya'da ve diğer Suriye
kentlerinde refah seviyesinin yükseldiği yıllardır. |
|
Pers hükümdarı
Şapur II.'nin 337 yılında Mezopotamya'ya saldırması ile yeniden
alevlenen Pers tehdidi karşısında Antakya, İmparator Constantius II
(337-361) ve sonra İmparator Julian (361-363) tarafından İran'a yapılan
seferlerde bir üs olarak kullanılmıştır. Büyük Konstantin döneminde
327 yılında yapımı başlamış olan sekizgen kilise 341 yılında
ibadete açılmıştır. |
|
Antakya'nın
yerini suyunu ve havasını çok seven Valens'in imparatorluğu döneminde
(364-378), 365 tarihindeki zelzeleden zarar gören kentler arasında
Antakya'da vergiden muaf tutulurken, kolonadlı caddelerin kesiştiği
yerde Valers Forumu olarak bilinen meydan inşa edildi. Bir kısmı örtülü
olan meydanın üstü açık bölümünü çevreleyen portiklerin sütunları
salona mermerleri ile yapılmış, döşemesi mozaiklerle kaplanmış,
meydanın ortasındaki sütunun üzerine imparatorun heykeli konmuştu.
Ayrıca ada üzerindeki hipodrom civarında Valens adına bir de hamam
inşa edilmiştir. |
|
İmparator
Theodosius I (379-395) döneminde kentin yerleşim alanı büyütülmüş,
adayı kente bağlayan köprü genişletilerek üstü örtülü hale
getirilmiş, Commodus döneminde yapılmış olan güreş alanı (Plethrion)
genişletilmiş, Daphne'de bir saray inşa edilirken, suları ve yeşillikleri
ile ünlü Antakya'nın bu güzel sayfiye yerindeki selvi ağaçlarının
kesimi yasaklanmıştır. Pagan mabetlerinin yıkımı kampanyası
sonucu elde edilen malzeme ile köprüler, yollar ve su kemerleri onarılmıştır. |
|
Theodosius
I'in ölümünden hemen sonra, Kafkaslar üzerinden gelerek Anadolu'yu
istila eden Batı Hunlarının doğu bölümüne ait olan, Kursık
ve Basık komutasındaki Hun atlıları Çukurova'yı istila
ettikten sonra, Ortadoğu'nun en sağlam surları ile korunan Urfa ve
Antakya kalelerini kuşatmışlar ancak bu kentleri zaptetmeden güneye
inmişlerdir. |
|
İmparator Theodosius II (408-450) Antakya'nın imarına çok
ilgi göstermiş bir imparatordu. İmparatoriçe Eudocia'nın
Mudüs'e giderken Antakya'yı ziyaret etmesi şerefine heykeller
dikilmiş, kentin büyümüş olması nedeniyle surlar, güney yönünde
bir Roma mili kadar genişletilerek tahkim edilmiştir.
Daphne'ye giden yolda Altın Kapı adı ile yeni bir kapı kent
içinde inşa edilen bazilikalar (ki 439'da inşa edilenin içi
altın mozaiklerle kaplı idi) bir stoa ve Hıristiyanlığın
ilk yıllarında, Trajan döneminde Roma'ya gönderilerek orada
vahşi hayvanlara parçalatılan piskopos Ighatius adına St
Ignatius Kilisesi bu devirde yapılmış belli başlı yapılardır. |

|
|
Antakya'nın
Kapılarından demir kapı (Bab-ı Hadid) Tam
ekran için Tıklayınız... |
|
|

|
İmparaton
Justinus I (518-527) dönemi ile bunu takip eden dönemler 458
depreminin arkasından kısa aralıklarla bir zincir halinde devam
ederek Antakya'nın ikbal döneminin sonunu belirleyen büyük
felaketlerin cereyan ettiği yıllardır. |
|
525 yılı
Ekim ayında kentte çıkan büyük bir yangın çok sayıda binanın kül
olmasına ve çok sayıda insanın ölmesine neden olmuştur. Bundan bir
yıl sonra, 526 senesi Mayıs ayının 29. günü akşama doğru
vukubulan deprem, Malalas'a göre 250.000, Procopius'a göre 300.000 kişinin
ölümüne neden olurken, kentin hemen tamamı tahrip olmuş, ayakta
kalabilen yapılar da depremden sonra çıkan yangında kül olmuştur.
Bu felaketin yol açtığı kargaşada halk kenti yağma etmiş,
birbirlerini öldürmüş ve korkarak kenti terk etmiştir. Daphane ve
Seleucia Pieria da bu depremden büyük ölçüde zarar görmüştür.
İmparator tarafından kentin süratle imarı, su kemerleri, hamamlar ve
köprülerin onarımı için büyük meblağlar gönderilmiştir. Müstakbel
imparator Justinianus I ve Thedora bu felaket üzerine Antakya'da
kiliseler, hamamlar, sarnıçlar ve imarethaneler yaptırarak kente olan
ilgilerini ifade etmişlerdir. Theodora'nın yaptırdığı Archangel
Kilisesi'nin sütunları, İstanbul'dan gönderilmiştir. |
|
İmparator
Justinianus I (Büyük Justiniyen 527-565) döneminde felaketler arka
arkaya devam ederek Antakya'nın sonunu hazırlamıştır. 21 Kasım
528'de başlayan depremde hemen hemen bütün yapılar ile surlar yıkılırken,
526 depreminden yıkılarak onarıma alınan bütün binalar da yerle
bir olmuştur. Tanrının gazabının üzerlerinde olduğuna
inanan halk kenti terk ederek dağlara kaçmıştır. |
|
Hacı
Kürüş deresi (Antik Çağda Parmenius) üzerinde o çağlardan
kalma Demir Kapı (Bab-ı Hadid) Tam
ekran için Tıklayınız... |
|
|
|
İmparator
ve İmpardtirice Theodora, 526 depreminden sonra yaptıkları gibi, bu
kere de kente armağanlar göndermişlerdir. 5.000 kişinin öldüğü
bu felakette tanrının gazabına teskin etmek ümidiyle kentin ismi
Theoupolis olarak değiştirilmiştir. |
|
|
Bu tarihlerde Perslerin imparatorluk sınırlarını
tehdit eden akınlara başlamaları karşısında son depremlerin surlar
üzerinde yaptığı büyük tahribat nedeniyle savunmanın zayıflamış
olması Antakya halkının kenti terk ederek kıyılara doğru çekilmesine
neden olmuştur. |
|
Nihayet, Suriye toprakları 540 yılı Haziran ayında Husrev I (Chosroes
591-579) orduları tarafından Akdeniz kıyısına kadar istila edilirken,Haleb
ve Apameia ile birlikte imparatorluğun doğudaki en önemli askeri ve kültürel
merkezi olan Antakya'da işgal edilmiştir. Husrev'in kenti işgalden
vazgeçmesi karşılığı istemiş olduğu fidyenin verilmemiş olması
nedeniyle kent yağma edilmiş, yağma bittikten sonra yakılmış,
hayatta kalanlar esir edilerek İran'a götürülmüştür. Daha fazla
tahribat yapmaması ve bölgeden çekilmesi karşılığı bir fidye
ödenmesi neticesinde İran'a dönen Husrev, Antakya'dan elde ettiği
ganimet ve aldığı fidye ile yeni bir kent kurmuş ve getirdiği
esirleri buraya yerleştirmiştir. |
|
Son 10-15 yıl içinde kentin başına gelen
bu zincirleme felaketler sonucu, kentin nüfusu bir hayli azaldığından,
İmparator Justinianus tarafından imparatorluğun prestijinin tekrar
kazanılması amacını hedef alan, kentin yeniden imarı da o ölçüde
lyavaşlamıştır. Örneğin, kolonadlı caddenin genişliği yarıya
inerken, uzunluğu azaltılmış olan surların başka yönlere yapılan
ilaveler ile savunma gücü arttırılmıştır. Bunun yanında
kente su getiren sistem ile kanalizasyon tesisatı elden geçirilirken,harap
olan kiliseler ve umumi yapılar onarılmış, yenilerinin inşaasına başlanmıştır.
Şiddetli yağmurlar sonucu gerek Parmenius Inmağı'ndan (Bugünkü adı
Hacı Kürüş) gelen sel sularının ve molozların yaptığı zararı önlemek,
gerekse Antakya'nın su sorununa çare olmak amacıyla bu ırmak üzerinde
bir bent yaptırılarak suların kontrol altına alınması, eskiden beri
kentin önemli dertlerinden biriydi. Bu görevi yapmakta olan Bab-ı
Hadid (Demir Kapı) civarındaki surlarda Justinian devri örgü tekniğine
rastlaması, bu imparator zamanında Bab-ı Hadid'de bazı çalışmalar
yapıldığını göstermektedir. |

|
|
İmparator
Justin II |
|
|
Pers istilasından iki yıl sonra Antakya'nın
onarım faaliyeti devam ederken Mısır'da ortaya çıkan ve 542'de
Antakya'ya ulaşan veba salgını, 551 Temmuz ayında vukubulan bir dizi
deprem, 557 yılındaki bir başka deprem ve 560 yılındaki ikinci veba
salgını, felaketler zincirinin diğer halkalarını oluşturmuştur. |
|
561 yılında, Perslerle dana önce yapılmış
olan barış antlaşması gereğinde verilmesi gereken yıllık verginin
İmparator Justin II (565-578) döneminde ödenmemesi üzerine, 573
yılında Antakya varoşlarının Pers suvarileri tarafından yakılmasının
ardından, 577 yılındaki depremde Daphne yerle bir olmuştur. |
|

|
İmparator Maurice Tiberius (582-602) döneminde,
talihi tekrar parlamaya başlayan Antakya'da 588 yılı Ekim ayının son
günü saat 21.00'de başlayan bir dizi depremden 60.000 kişi hayatını
kaybederken çok sayıda yapı, bazılarının temelleri toprak üzerine
çıkacak kadar ağır tahribata uğramış, Büyük Kilise ile aşağı
surların üstündeki kulelerin tamamı yıkılırken, depremin neden olduğu
yangınlar felaketi daha da arttırmıştır. Bu felaket sonunda kentin
onarılması için, imparator para yardımı yapmıştır. |
|
İmparator
Maurice Tiberius |
|
|
606-607 yıllarında Persler'in Suriye ve Ön
Asya'ya yaptığı hücumlar, İmparator Heraclius (610-641) dönemine
rastlayan 613 yılında imparatorluk ordusunun Antakya yakınında büyük
bir yenilgiye uğraması ile devam etmiş ve kent tekrar Persler'in işgaline
uğramıştır. Bu işgal içinde Suriye'nin de bulunduğu imparatorluğun
doğu topraklarının 628 yılında Bizans'a iade edilmesine kadar devam
etmiştir. |
|
|