|
BİLİM
ANTAKYA’DA İŞBAŞINDA
İLK BÜYÜK
UYGARLIK ANTAKYADA’MI (ÜÇ AĞIZLI MAĞARASI)
Ankara Üniversitesi
öğretim görevlilerinden Prof.Dr.Enver Bostancı ve Prof.Dr. Süleyman
Şenyürek 1950 li yıllarda başlattıkları araştırmalarda Antakya’da ilk
yerleşimin İ.Ö 100000 (Orta Paleolitik Dönem) yıllarına kadar uzandığını
tespit ettiler. Bölgede Şenköy, Altınçay ve Samandağ-Çevlikte yaptıkları
kazılarda İ.Ö 100000-40000 yıllarına tarihlenen el baltaları, kazıyıcılar,
satırlar, Homosapiense ait diş ve kemikler buldular. Değerli bilim adamı
Prof. Dr. Süleyman Şenyürek’in 1961 yılında bir uçak kazasında hayatını
kaybetmesine rağmen Prof. Dr. Enver Bostancı araştırmalarını uzun yıllar
devam ettirdi.
|
Paleolitik döneme ait
araştırmalar 1989 yılında Fransız araştırmacı Dr.Ancelo Manzini’nin
Samandağ-Meydan köyü civarındaki Üç Ağızlı Mağarasını keşfetmesiyle yeni
bir boyut kazandı.1996 yılından itibaren Kültür Bakanlığının
denetiminde,Ankara Üniversitesinden Prof. Dr. Erksin Güleç, Doç. Dr. Ayla
Sevim, Arizona Üniversitesinden Prof. Dr. Mary Kuhn ve Prof. Dr. Steven
Kuhn’da dahil olmak üzere yaklaşık 25 kişilik bir ekip Üç Ağızlı
Mağarasında çalışmalara başladı.Kazılarda günümüzden 41000 yıl öncesine
kadar inildi (şimdilik). Halen devam eden araştırmalarda Üst Paleolotik
dönemde mağarayı kullanmış insanlara ait deniz kabuklarından yapılmış
kolye, toka,kemer gibi takı eşyaları; ok uçları, taş aletler ve bunların
yanında geyik, vahşi keçi, domuz ve sığır avlarından kalan kemikler
bulundu.Prof. Dr. Erksin Güleç “İlk bulgulara göre Üç Ağızlı Mağarasındaki
arkeolojik serinin, tüm Doğu Akdeniz bölgesindeki en uzun Paleolitik
serilerden birisi olduğunu, belirterek mağarada bulunan takıların o kadar
eski bir dönemde bu kadar yoğun ve bilinçli kullanımı çok az, takının
41000 yıl önce bilinçli ve yoğun olarak kullanıldığı anlaşılıyor. Onun
için Antakya’yı Anadolu’nun ilk modernlerin ortaya çıktığı yerlerden biri
olarak düşünüyoruz diyor”. İşin ilginç yönü benzer çağda Türkiye’deki tek
kazı alanın, Üç Ağızlı mağarasına 25 km. uzaklıktaki Kanal Mağarasıdır. |
|
 |
Prof. Dr. Steven Kuhn’ın
ise “Bu güne kadarki en önemi bulguların bazıları, alandaki seri boyunca
çok sayıdaki süslemelerin; esas olarak kabuktan kolyelerin ve sallantılı
küpelerin varlığına işarettir. Vücut süslemeleri, malzemeleri bir iletişim
aracı olarak kullanmak suretiyle bilgi teknolojisinin en erken türünü
temsil etmektedir. Boncuk gibi süsler, kullananlardan diğer insanlara
bilgi taşımak için kullanılmıştır.” diyor.
Doç. Dr. Ayla Sevim;Üç
Ağızlı Mağarası kazısında elde edilen süs eşyalarının ülkemizde
bulunanların en eskisi ve deniz ürünlerinden yapılması açısından da
dünyanın ilk örneği olduğunu belirtiyor ve mağarada yörede yaşayan insanın
o dönemde külü yatak olarak kullandığına dair buluntularda elde
ettiklerini söylüyor.
Bilim adamları şimdi
Antakya laboratuarının bu köşesinde 41000 yıl öncesinden geriye sessiz
sedasız çalışmaya devam ediyorlar:
|
|
HİTİTLER,HURRİLER:
SÜMERLERE DOĞRU…!
İ.Ö 2500 den başlayarak
Anadolu’ya hakim olan Hind-Avrupa dil topluluğuna kavimler İ.Ö 700 lü
yıllara kadar yaklaşık 1800 sene dünya uygarlık tarihini derinden
etkilemişler ve başlangıçta Hatti-Hitit beylikleri adıyla anılan bu
kavimler İ.Ö 1660 dan itibaren Hitit devletini kurarak Ege kıyılarından
Suriye içlerine kadar bütün Anadolu’yu kapsayan bölgede büyük bir
imparatorluk haline gelmişlerdir.Günümüze ulaşan belgelerde Anadolu
medeniyetleri tarihine ait en zengin kaynaklar Hititlerden intikal
etmiştir. Boğazköy ve çevresinde uzun yıllardır devam eden kazılarda
bulunan binlerce çivi yazılı tablet ve antik materyal geçmişin
aydınlatılmasında çok büyük bir öneme sahiptir.
|
İ.Ö 1200 sonlarından itibaren Balkanlar’dan ve Avrupa’nın Akdeniz
kıyılarından gelen büyük göç dalgası Trakya’dan başlayarak Anadolu ve
Suriye’ye yayılır; Kıbrıs üzerinden Mısır’a kadar uzanır. İstilacı
kavimler geçtikleri bölgeleri talan ederler.Barbar kavimlerin istilası
medeniyetleri kesintiye uğratır, öyle ki zaman içinde kullanılan yazı bile
unutulur. Bütün bölge 400 yılı aşkın bir süre karanlık döneme girer
ve medeniyet tarihi açısından bir boşluk oluşur.
Ta ki 1912 yılına kadar:
1912 yılında Karkamış’a gelen İngiliz arkeolog Leonard Woolley arkadaşı
ve meslektaşı;sonradan ünlü İngiliz casusu olarak tarihe geçen E.T
Lawrence’le (Arabistanlı Lawrence) birlikte burada kazılara başlarlar ve
1912-1914 ve 1919 yıllarında yaptıkları kazılarla Hitit’lere ait Karkamış
kentini ortaya çıkarırlar. Bu kazılar esnasında dikkatlerini Antakya’da
Amik vadisine yoğunlaştıran Woolley arkadaşı Lawrence’le birlikte birkaç
kez Antakya’yı ziyaret ederek bölgede araştırma yaparlar. Lawrence
araştırmalar esnasında bütün bölgeyi dolaşır, bu gezilerinde kullandığı
motosiklet günümüzde Koç Vakfı Sanayi Müzesinde sergilenmektedir.
|
 |
|
 |
Daha sonraki yıllarda arkeoloji
bilimine yaptığı katkılardan dolayı Sir unvanı’da alan Leonard Woolley bir
ara Mısırda Tell-Ell Amarna’daki kazılara katıldı, 1922-1934 yılları
arasında ise Mezopotamya’da Ur’daki kazıları yönetti. Sümer uygarlığının
bulunmasını sağlayan Ur Kral mezarlarını ve daha pek çok Sümer yapısını
ortaya çıkardı. Karkamış, Tell-El Amarna ve Ur kazılarından elde ettiği
bulgular Woolley’i daha önce araştırmalar yaptığı Antakya’ya yöneltti.
Çünkü bütün bu uygarlıkların izleri bir şekilde Antakya’dan geçiyorlardı.
Woolley Ege uygarlıkları ile Mısır ve Mezopotamya uygarlıkları arasındaki
ilişkileri ortaya çıkarmak amacı ile 1937 yılında ekibiyle birlikte
Antakya’ya Tell-Atçana bölgesine geldi.O dönemin yaşayan tanıklarından ve
kazılarda çocuk işçi olarak çalışan Ali Yalçın şöyle anlatıyor. “Woolley
Atçana’ya kazı yapmak için 1937 ilkbaharında geldi, yanında iki yardımcısı
ve Trabluslu üç kazı ustası vardı. Burada kazı alanının yanındaki evde
kaldılar. Eve yerleştikten sonra Samandağ’dan ev işlerine bakmaları için
dört tane daha yardımcı tuttu. Kazılarda çok sayıda işçi çalışırdı,
işçilerin bir kısmı Suriye’den gelmişti hatta Mısır’dan bile işçiler vardı
ama önemli bir kısmını bizim köyden (Atçana’dan) buldular.
|
Ben o zaman sekiz yaşındaydım.Wolley sabahları çok erkenden kalkar çalışmaya başlardı,
elinde bıçak ve küçük bahçe kazması saatlerce kazı alanında dört döner,
muhtelif yerleri kazardı ancak kazı alanına yardımcıları ve üç ustasından
başka kimseyi sokmazdı.
Bizler çıkan toprakları sazdan
yapılmış sepetlerle vagonlara yükler (dekovil) köyün yakınına taşırdık. Woolley güleryüzlü ve
çok çalışkan bir insandı, yurt dışından birçok misafiri gelirdi, evin
bahçesinde geç saatlere kadar sohbet ederlerdi”. Ali Yalçın’ın bahsettiği
misafirlerden biriside Wolleyin Ur’daki kazılarında yardımcılığını yapan
arkeolog Max Mallowan ve karısı ünlü İngiliz romancı Agatha Christe’den
başkası değildir. Mallowan ve Agahta Atçana’dan çok etkilenmişler hatta
Woolley’e misafir oldukları kazı evinin duvarlarına imzalarını atarak o
günleri ölümsüzleştirmek istemişlerdir (Günümüzde Kültür Bakanlığının
denetiminde olan kazı evi onarılmayı beklemektedir). Agatha Christe’nin
dünya çapında bir romancı olmasını sağlayan öyküler: Christe’nin yıllarca
kocasının Yakın ve Orta Doğuda yapmış olduğu kazılarda yanında bulunarak
esinlenmesinden ortaya çıkmıştır.
|
Woolley Tell-Atçana’daki
kazılarını 1937-39 ve 1946-49 yılları arasında sürdürdü, kazıların
sonucunda İ.Ö 1500 yıllarına tarihlenen Yamhad kralı Yarım- Lim’in sarayı
ile Nigme-Pa sarayının kalıntılarını gün ışığına çıkardı.
Woolleye yakın
tarihlerde; 1932 ile 1938 yılları arasında Chicago Üniversitesi Oriental
Enstitüsü, İ.Ö 1100 yılına uzanan tarihlerde geç Hitit Krallığı’ nın
başkenti Hattina’yı bulmak ve Hattuşaş ile ilişkilendirmek için Amik
Vadisinde Robert J. Braidwood, Calvin W. McEwan ve ekibi tarafından
araştırmalar yapmıştır. Braidwood ve ekibi, tüm vadinin arkeolojik
incelemesini gerçekleştirmiş, 178 höyük keşfetmişlerdir. Bu höyüklerden en
önemli altı tanesi: Çatalhöyük, El-Judaidah Höyüğü, Ta’yinat Höyüğü,
Tulail El-Şarki, Ta’yinat El-Şakir Höyüğü ve Kurçoğlu Höyüğü ve Vadi-el
Hamam mağarasıdır.
|
 |
1938 yılında yarım kalan Amik Vadisi Projesi 1995’ten itibaren Chicago Üniversitesi, Oriental
Enstitüsünden, Prof. Dr. Aslıhan Yener ve Prof. Dr. Tony Wilkinson’ un
yönetimi altında yeniden başlamış daha sonra kapsamı Asi Deltası yüzey
araştırmalarını da içine alacak şekilde genişletilmiştir. Günümüzde Atçana
höyüğünü Chicago Üniversitesinden Prof. Dr. Aslıhan Yener,Ta’yinat
höyüğünü Toronto Üniversitesinden Prof. Dr. Timothy Harrison ve ekibi
kazmakta: Asi Deltası (Al-Mina) yüzey araştırmalarını Hatay Mustafa Kemal
Üniversitesi öğretim üyelerinden Yrd. Doç. Dr. Hatice Pamir başkanlığında
bir ekip yürütmektedir.Bölgede bulunan höyük sayısı 346 yı
bulmuştur,bunlardan 30 u Asi deltasında (Al-Mina) dır. Ta’yinat höyüğünde
yapılan kazılarda ortaya çıkarılan 85 parça tablet Akad, Neo-Hitit
kitabeleri külliyatı yaratmıştır. (Luwian kitabeleri). Bu kitabelerin
ortaya çıkarılışı Luwi dilinin çözümlenmesi için çok önemli bir kaynak
niteliği taşımaktadır. Ayrıca bulunan çömlekler bölgenin Kıbrıs ve Ege
adaları ile yoğun bir ilişki içinde olduğunu ortaya koymaktadır.
|
 |
Bölgede halen ortaya
çıkarılmayı bekleyen Antik Alalakh (Atçana), Tayinat kentlerinin
kalıntıları ve Hitit dönemine ait tapınaklar, saraylar
bulunmaktadır.Yapılan kazılarda bulunan çeşitli medeniyetlere ait bir çok
eser Antakya Arkeoloji Müzesinde ve British Museum’da sergilenmektedir.
Bunun yanında sergilenenlerin dışında bulunan en az bir o kadar eserde yer
yokluğu nedeniyle Antakya Arkeoloji Müzesinde sandıklarda saklanmaktadır.
Bu araştırma ve kazılar
bugün için Amik Vadisi’ nin İ.Ö 6000 yıllardan günümüze kadar Akad, Asur,Babil,Mısır
ve Mittani, Hitit ve Hurrain, Ege ve Kıbrıs medeniyetlerinin bir sentezi
olduğunu ortaya koymaktadır.
Antakya sakladığı
değerler itibari ile İ.Ö 100000 li yıllardan başlayarak bilimin ve
araştırmacıların vahası konumundadır.
|
|
Kuvvetle muhtemeldir ki
yakın bir zamanda, tarih öncesi çağ araştırmacılarıyla bilim adamlarının
yolu Antakya’da bir yerlerde kesişecektir; ve kuvvetle muhtemeldir ki eğer
değerlendirebilirsek sakladığı kültürel zenginlikler itibari ile Antakya
tek başına dünyada her yıl milyonlarca insanın ilgisini çeken bir başkent
olacaktır.
|
Baki Bilgili
bilgili@sanatfabrikasi.com
|
|